Bir süredir bir şey yazamıyorum. İçimden gelmiyor. Tam ve geçerli bir nedeni yok sanırım. Yayınlamak konusunda da sıkıntılar çekiyorum üstelik. Bir şeyler karalasam da bu sefer yayınlamak istemiyorum ama bol bol okuyorum. Schopenhauer okuyorum, ismini bile unutttuğum bir çok yeni şairin şiirlerini falan okuyorum. Üretkenlik farklı bir şey ve insanın her ürettiği de aynı kalitede olmuyor.. Daha önceden yayınladıklarım çok mu kaliteliydi sanki? Hayır. Ama beni tatmin ediyordu ve önemli olan da bu zaten. Yazılan romanlar, şiirler, denemeler, hikayeler yazanın hayatından parçalar taşıyor illa ki. Her yazar biraz sallar elbet ama büsbütün kurmaca yazmak ustaların işi. Ben hayattan, yaşadıklarımdan kopya çekiyorum. Bu sıralar hayatım çok yolunda, keyfim inanılmaz yerinde. Ne yazayım yani? Mükemmel aşkların şiiri olmaz ki. Olsa da ben yazamam dostlar kusura bakmayın. “Anlat İstanbul” adında bir film var, Türk yapımı. İzleyenler bilir, bir ihanet sahnesinde Altan Erkek’linin oynadığı ada...